Rahim Ağzı Kanseri | Serviks Kanseri | Tedavisi | İzmir
   0 (232) 421 90 50
   bilgi@drersozince.com

RAHİM AĞZI KANSERİ TEDAVİSİ

RAHİM AĞZI KANSERİ TEDAVİSİ


0 (232) 421 90 50


DOKTORUNUZA SORUN



Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce' ye Sorun





RAHİM AĞZI KANSERİ TEDAVİSİ

RAHİM AĞZI KANSERİ (SERVİKS KANSERİ)

Serviks kanseri, servikal kanser veya bir diğer adıyal rahim ağzı kanseri, kadında servikal alan olarak nitelendirilen rahim ağzında kendisini gösteren habis yani kötücül bir kanser türüdür. Serviks kanserinde, epitelden köken sağlayan habis tümör ya da bir diğer adıyla karsinom gözlemlenmektedir. Serviks (rahim ağzı) kanserinin vücutta görülen ilk belirtisi vajinal kanama olabilmektedir, ancak bu kanser türü iyice ilerleyene kadar bir belirti göstermeme eğiliminde seyreden tehlikeli bir yapıya sahiptir. Serviks kanserine yönelik olarak uygulanan tedavi biçimi hastalığın, erken evrelerinde cerrahi müdahale şeklinde ameliyat olmaktadır, hastalığın ileri aşamalarda ise kişiye kemoterapi ve radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır.

Rahim ağzı kanseri ya da bir diğer adıyla serviks kanseri önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde rahim ağzı kanserinin smear/Pap-smear testi taraması ile erken tanısının konulması ve etkin bir tedavi ile hastanın iyileştirilmesi mümkündür.

Dünya genelinde bir sorun olarak bilinen serviks (rahim ağzı) kanseri, günümüzde dünyanın birçok yerinde kadınlarda görülen ve tanı oranı giderek artan bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Rahim ağzı kanseri dünya ölçeğinde 45 yaş altındaki kadınlar arasında en sık görülen 2. kanser türü olarak kaydedilmiş olup, meme ve akciğer kanserlerinden sonra kansere dayalı mortalitelerde 3. sıradadır. Dünyada her 2 dakikada bir kadın serviks kanserine bağlı olarak hayatını kaybetmektedir.Tarama programları, serviks kanserinin azalmasında önemli bir etkiye sahip olmasına rağmen hala kadınlar serviks kanseri nedeniyle ölmektedir. Serviks kanseri Türkiye'de en sık görülen 8. kanser türüdür.

Serviks kanserinin risk faktörleri aşağıdaki gibidir.

  • çok sayıda erkekle cinsel ilişkide bulunma,
  • diğer üreme sistemi bölümlerinin kanserleri,
  • geçmişte squamöz intraepitelyal lezyon tanısı almış olma
  • ilk cinsel ilişkinin erken yaşta (16 yaş veya küçük) olması,
  • geçmişte insan papilloma virus (HPV) enfeksiyonu yada diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkları geçirmiş olma, (bkz: hpv aşısı)
  • aktif yada pasif sigara içiciliği,
  • şimdiki ya da geçmişteki cinsel partnerlerin cinsel ilişki ile bulaşan hastalık riski taşıması,
  • immün eksiklik,
  • HIV (+) olma,
  • kötü beslenme
     

Serviks kanserinin gelişiminde en önemli faktörün human papilloma virüsü(HPV) olduğu bilinmektedir. Cinsel yolla bulaşan diğer unsurlar içerisinde yer alan HSV2 virünün de benzer biçimde etki ettiği düşünülmektedir. Serviks kanser hücrelerinde bu virüsün genetik yapısının bulunması bu bulguyu desteklemektedir. Günümüzde 70’in üzerinde HPV tipi belirlenmiştir ve bunların yaklaşık 24 adedinin insan üreme sistemi üzerinde hastalık etkenine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunların içerisinde ise özellikle tip 16 ve tip 18’ in serviks kanseri gelişiminde en önemli role sahip oldukları saptanmıştır.

Serviks Kanseri için Görüntüleme Testleri nelerdir?

Akciğer grafisi: Serviks kanserinin akciğerlere üzerinde yayılım sağlayıp sağlamadığı yayılmadığı gösterilebilir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT): Serviks kanserinin pelvis ve para-aortik bölgede lenf düğümlerine yayılım durumu BT ile gösterilebilir. Bu görüntüleme yönteminde, bir X-ışını demeti vücudun etrafında döndürülerek, çeşitli açılardan değişik görüntüler alınır. Alınan görüntüler bir bilgisayar aracılığı ile biraraya getirilerek vücudumuzun içinin görüntüleri oluşturulur. Ayrıntıları daha iyi gösterebilmek için damar yoluyla kontrast madde adı verilen özel bir boya kullanılır.

Manyetik rezonans görüntüleme (MRG): Serviks kanserinin komşuluğundaki veya uzağındaki diğer organlara ya da lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını gösteren bir diğer görüntüleme yöntemidir. MRG’ da manyetik alan ve bilgisayar kullanılarak vücudun iç yapısının ayrıntılı görüntüleri elde edilir. MRG’da X ışınları kullanılmaz. MRG, serviks kanseri tanısında rutin olarak kullanılmamaktadır. Çünkü BT hem daha ucuzdur hem de BT ile MRG’ dakine benzer görüntüler elde edilir.

İntravenöz Urografi (IVU): IVU, damar yoluyla özel bir boya verildikten sonra, idrar yollarının X ışınları ile çekilen filmidir. Bu boya kan dolaşımından böbrekler yoluyla atılır. Böbreklerden üreterlere ve oradan mesaneye geçer. Böbreklerden çıkan idrar yollarındaki anormallikleri gösterir. Serviks kanseri pelvik lenf düğümlerine yayılıp, üreter adı verilen, mesane ile böbrekleri birleştiren idrar yollarına bası uygulayıp buranın tıkanmasına neden olabilir. IVU ile tıkanıklık olup olmadığı anlaşılabilir.

Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce'ye Sorun