Tüp Bebek| Tedavisi | Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce | İzmir
   0 (232) 421 90 50
   bilgi@drersozince.com

TÜP BEBEK TEDAVİSİ

TÜP BEBEK TEDAVİSİ


0 (232) 421 90 50


DOKTORUNUZA SORUN



Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce' ye Sorun





TÜP BEBEK TEDAVİSİ

Tüp bebek, normal yöntemler vasıtası ile çocuk sahibi olamamış, kısırlık tanısı konulmuş, yaşın ilerlemesine bağlı olarak doğurganlığı zayıflamış ya da gebelik şansının çok düşük olduğu, çocuk sahibi olmayı isteyen kişilerin başvurduğu, günümüzde başarı oranı en üst düzeyde olan tedavi yöntemlerinin başında gelmektedir. Günümüzde tıp alanında kaydedilen önemli gelişme ve yöntemler sayesinde tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak oranları her geçen gün daha da artmaktadır. Ülkemizde ilk tüp bebek doğumu 1989 yılında Ege Üniversitesinde gerçekleştirilmiştir.

Tüp bebek ile gebe kalma uygulaması kısaca kadın ve erkeğe ait olan üreme hücrelerini, vücut dışı koşullarda, laboratuvar ortamında döllenmesidir. Laboratuvar koşullarında gerçekleştirilen döllenme işlemi kendiliğinden (in vitro fertilizasyon) veya dışarıdan müdahale ile tek yumurta içerisinde sperm verilmesi işlemi ile (mikroenjeksiyon) sağlanmaktadır.

Tüp bebek tedavisi ilk başlarda çeşitli enfeksiyonlar ya da cerrahi neticesinde tüplerinde kalıcı hasarlar meydana gelen kadınlar üzerinde uygulanmıştır. Bir süre sonra ise kısırlığa neden olan diğer etkenlerin tedavisi amacıyla da kullanır hale gelmiştir.

Tüp bebek yöntemi ile gerçekleştirilen tedavilerde kadından alınan yumurtalar ile erkekten alınan spermler, vücudun dışında, laboratuvar ortamında bir araya getirilerek, bir döllenme durumunun meydana getirilmesi sağlanmaktadır. Bu yöntem ile döllenmesi sağlanan yumurtalar bölünme safhasına geldiğinde, embriyo olarak adlandırılan birinci safha ile laboratuvar ortamına alınmakta, kadının rahmine transfer edilmekte ve gelişimine burada devam etmektedir. Tüp bebek tedavisi ile meydana gelen gebeliklerin doğal yollar ile meydana gelen gebeliklerden herhangi bir farkı bulunmamaktadır. Tüp bebek yöntemi ile normal yollarla oluşan gebelikler arasındaki tek fark döllenme işleminin laboratuvar koşullarında sağlanması ve bunun akabinde embriyonun annenin rahmine yerleştirilmesidir. Bu işlem öncesinde hem kadının hem de erkeğin üreme hücrelerinin vücut sıcaklığı koşullarını sağlayacak uygun bir ortamda 48 saat kadar bekletilmesi gerekmektedir. Bu esnada elde edilen yumurtaların ortalama olarak %50’sinde döllenme meydana gelmektedir. Döllenmiş durumda olan bu yumurtalara embriyo ya da cenin adı verilmektedir. Yapılan bu işlemlerin sonucunda elde edilen embriyonun annenin rahmine yerleştirilmesi ile tüp bebek uygulaması tamamlanmaktadır.

Embriyo’nun (cenin) annenin rahmine yerleştirilmesi işlemi, ince bir katater kullanılarak, rahim ağzından yapılmaktadır. Tüp bebek yöntemi ile gebelik oluşmasına yönelik girişimlerin ortalama olarak yarısı başarı ile sonuçlanmaktadır. Elde edilen bu gebeliklerin bir kısmında düşük görülmektedir. Tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık %40’ında başarı sağlanmaktadır. Çeşitli takviye edici yöntemler ile bu oran %80’lere kadar çıkabilmektedir.

Tüp bebek tedavisinde Gonal-F, Puregon, Menogon gibi çeşitli ilaçlar ile kadının yumurtalıklarının uyarımı sağlanmaktadır. Yumurtalıkların uyarılması ile embriyo oluşturmak için çok miktarda yumurta elde etmek amaçlanmaktadır. Çok miktardaki embriyonun yerleştirilmesi kadında gebelik ihtimalini arttırmaktadır. Anne rahmine bir embriyo transferinde gebelik şansı %10 iken, 3 embriyo transferinde bu oran %50’lere kadar çıkmaktadır. Günümüzde endometriozis yani nedeni belli olmayan kısırlık olguları ile erkeğe bağlı olan kısırlık durumlarında, tüp bebek uygulamaları ile başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Son yıllarda yaygın bir şekilde uygulanmaya başlanılan mikroenjeksiyon yöntemi ile erkeklerde sperm sayısının çok düşük değerlerde olması ve hatta menide hiç sperm bulunmaması durumlarında dahi eğer testiste sperm mevcut ise tedavinin olumlu cevap vermesi tıp dünyasında bir devrim olarak nitelendirilmektedir.

Tüp bebek yönteminde kullanılan Yardımla üreme teknikleri aşağıdaki gibi olup; yardımla üreme teknikleri kadının yumurtalıklarından (over) yumurta (oosit) toplanarak gebeliği sağlamaya yönelik yapılan tedavi yöntemlerinin tamamını içermektedir.

  • İn vitro fertilizasyon (IVF): Kadının yumurtalıklardan alınan yumurtaların, erkekten alınan sperm ile beraber laboratuvar koşullarında döllenmesinin sağlanması ile oluşan embriyoların 3 ila 5 gün sonrasında anne rahmine yerleştirilmesi işlemidir
  • Gamet intrafallopian trasfer (GIFT): Kadının yumurtalıklardan alınan yumurta ve erkekten alınan spermin kadının fallop tüpü içerisine yerleştirilmesi ile burada döllenmenin olmasının beklenmesidir. Bu yöntem günümüzde sık tercih edilen bir yöntem değildir
  • Zigot İntrafallopian transfer (ZIFT): Kadının yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkekten alınan sperm ile laboratuvar koşullarında birleştirilerek ertesi gün fallop tüpü içine yerleştirilmesidir. Günümüzde bu yöntem de pek tercih edilmeyen bir yöntem olarak bilinmektedir.
  • İntrasitoplazmik sperm Enjeksiyonu (ICSI): Bu yöntemde kadının yumurtalıklardan alınan yumurtanın (oosit) içerisine özel bir iğne vasıtasıyla sperm bırakılarak döllenmenin oluşması sağlanmaktadır. Bu yöntem özellikle sperm sayısı ve kalitesinde önemli derecelerde problem bulunan hastalarda tercih edilmektedir.
  • İn vitro maturasyon (IVM): Normal siklus veya ilaç kullanımı ile uyarılan yumurtlama sikluslarında, yumurtalıklarda henüz yeterince olgunlaşmamış olan yumurta hücrelerinin laboratuar ortamında olgunlaştırılması ile beraber embryo elde edilmesi temeline dayanır. Gebelik ve fertilizasyon oranları yumurtalık içerisinde olgunaşan(klasik tüp bebek prosedürlerindeki gibi) yumurta hücreleri ile elde edilen başarıya oranına kıyasla düşüktür. 

 

Op. Dr. Nurettin Ersöz İnce'ye Sorun